Dedelerimiz 1100’lü yıllarda daha önce yerleşmiş oldukları eski adı ile Kengiri kazası yeni adı ile Çankırı vilayeti olan,Çankırı’ya 5 km mesafede bulunan Apsarı mevkiinden, dere boyu takip ederek mevcut köyümüzün şu anki kurulu bulunduğu yerde yer altında su çıkan bir mahzen olduğunu görüp ( buraya çomça denilmektedir )derenin kenarına Akkeçigil lakabı ile tabir edilen aileler birkaç hane olarak, bu mevki ye yerleşmişlerdir.
Osmanlı imparatorluğunun kuruluşu ile birlikte köyün nüfusu artmıştır.Köy halkı çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. 1300’lü yıllarda köyümüz 30-40 hane olduğu söylenmektedir.Köyümüz 1500 lü yıllarda ise 285-300 olan nüfusu birden iki misline çıkmıştır. Bu hadise köyümüze dışardan nüfus akışı olduğunu göstermektedir.Öşür ve asker sayısı iki misline çıkmıştır Hızla gelişen köyümüze ormana yakın oluşundan dolayı çift katlı ahşap evler ve hanlar yapmışlardır. Arazinin kırsal olması sebebi ile geçim sıkıntısı baş gösterdiğinden 1700-1800’lü yıllarda büyük şehirlere gitme zorunluluğu doğurmuştur. Köyümüz halkından bazı insanlar çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşırken bazıları da katırcılık yaparak nakliye işi ile uğraşmışlardır.Yine köyümüz eşraflarından 1750’li yıllarında yürüyerek hacca gittiği söylenen Hacı başı büyük Mehmet diye anıldığı ve gittiği hac görevinde dönmediği bilinmektedir.
O dönemlerde ipek yolu güzergahında olan köyümüz katırcılıkla uğraşmış, nakliye işi yapanlar arasında yeni Ali , Koca çavuş , Ahmet ve şakir ağa isimleri ile anılan bu büyüklerimiz istiklal savaşında İnebolu dan Anakara ya , Eskişehir’e silah ve cephane çekerek istiklal savaşında da büyük katkıları olduğu anlaşılmaktadır. Yine köyümüz eşraflarından askerde çavuş olarak bilinen Mahmet çavuş takımı ile birlikte Iğdır’ı Rus işgalinden kurtardığı anıtının da Iğdır da dikildiği bilinmektedir.
İstiklal ve 1. Cihan savaşlarında köyümüz eşrafından Şakir ağa ulu önder Atatürk’ün emriyle bedelsiz İnebolu dan Anadolu’ya tüm savaş cephelerine silah ve cephane çekerek Atatürk tarafından bu hizmetlerinden dolayı kendi mavzeri olduğu söylenen aldığımız resmi belgelerden de anlaşılacağı gibi gümüş işlemeli mavzerini hediye ettiği anlaşılmıştır. Yine köyümüz eşraflarından Kara Fatma lakaplı Ümmihan Hanım İstiklal savaşında, kağnısıyla sırtında çocuğu ile ordumuza silah ve mermi çekerek yardım ettiği belgelerle kanıtlanmıştır, Ondan dolayıdır ki Ulu Önder Atatürk Ankara ulus meydanındaki heykelinin yanına bu hizmetlerinde dolayı Türk kadınını temsil en heykelinin yapılması uygun görülmüştür. Böylesi şanlı bir geçmişi olan köyümüzün Cumhuriyetin ilk yıllarında bölgede ilk defa ilk öğretim okulunu yapan köylümüz, 1920’li yıllarında civar köylerdeki çocukların okumasına vesile olarak bu okulu yaptırmıştır. Ulu Önder Atatürk 1925 yılının 8. ayında Kastamonu’ya giderken köklü yerde kurban keserek karşılayan köylülerimiz ikram edilen ayranı içtikten sonara şöyle seslenmiş bu köyde okul varmı demiş hep bir ağızdan ver denince sizleri kutlarım bu köy Şakir ağanın köyü değil mi deyince tekrar sormuş evet unun köyü hasta olduğu için sizi karşılayamadı cevabını alınca selam söyleyin Şakir Ağaya demiş ve yoluna devam etmiştir. 1930’lu yıllarda köyümüzde telefon olduğu bilinmektedir, 1937’de Çankırı Kastamonu yolu köyümüzün önünden geçmiştir, yine köyümüzün kırsal alanda oluşu sebebi ile nüfusun hızla artmasından dolayı 1940’lı yıllarda 140 hane olduğu bilinmektedir.Geçim sıkıntısı gittikçe artan insanlarımız Anakara ve İstanbul gibi büyük şehirlere hızla göç etmişlerdir.